Anasayfa Vakfımız Yazılar Vakfın Kuruluş Amacı

Anketler

Kur'an- ı Kerim'i ne sıklıkla okuyorsunuz?
 

Facebook Sayfamız

Sitede Ara

Designed by:
Vakfın Kuruluş Amacı PDF Yazdır E-posta
Yazar Webmaster   
Salı, 09 Şubat 2010 04:36

Vakıf, Allah’ın rızasını kazanmak için, mal ve mülkü, yine Allah  rızası doğrultusunda ve insanlığa hizmet yolunda bulundurmaktır. Vakıf kişinin sahip olduğu inanç ve dünya görüşünün ölümünden sonra da  devamını sağlayan emin bir yoldur.  

 

        İslamiyet’in büyük hızla yayılışından sonra Müslümanlar birer şefkat ve iyilik abidesi olan vakıf müesseselerin kurmuşlardır. İlk vakıf kuruyucusu bizzat Peygamberimiz Efendimizdir. Onun Medine’de şahsi arazisi olan Fedek arazisini vasiyet yoluyla vakfetmesiyle ilk İslami vakıf ortaya çıkmıştır. Bu müessese çeşmeleriyle köprülerle, hanlarla, hamamlarla, camilerle devam ederek zirveye ulaşmıştır. Hatta havadaki kuşlar için bile koruma ve yaşatma tesisleri yapılmıştır. Kısacası Müslümanların en köklü müesseselerinden biri olan vakıflar ilmin,medeniyetin ve sanatın koruyucusu olmuş, muhtaçların, yoksulların, gariplerin ve öğrencilerin elinden tutmuş, kanadı kırık kuşların bile barınağı olmuştur.

            İşte biz bu genel anlayış içersinde bu kurumun yeniden canlanması, yetişen yeni nesillerin milli, manevi değerlere bağlı ve Kur’an ahlakıyla ahlaklanmasını sağlamak amacıyla ve bilhassa ülkemizde yetişen güzide büyüklerimizi önder insanlarımızı topluma tanıtma, şahsiyetlerini anlatma ve fikirleriyle eserlerini araştırıp neşretme amacıyla bu vakfı kurduk ve sizlerin maddi ve manevi desteğiyle ile de yaşatıp geliştirmeye ve ismine yaraşır hizmetler ifa etmeye çalışacağız.

Bu vakfı kurmamızdaki diğer gayelerimizi şöyle sıralayabiliriz: Kız ve erkek öğrenciler için yeme içme ve barınma yerlerinin hazırlanmasını sağlamak, üniversiteye hazırlık için kurslar düzenlemek, lisans eğitimine destek olmak, kadın-erkek her tabakadaki vatandaşlarımızın maddi maddi ve manevi eğitimlerini sağlamak, yeni beceriler kazanmalarına yardımcı olmak. Bilhassa dini eğitimde öncü olmak. Ayrıca bunları yapabilmek için kütüphane kurmak, arşiv derlemek, müzeler açmak, araştırma ve inceleme enstitüsü meydana getirmek. Tarihi ve kültürel varlıklarımızın ihya edilmesi için gerekli para kaynaklarını bulmak, halkımızı değişik konularda bilgilendirmek için süreli yayınlar çıkarmak, kitap neşretmek, panel, seminer ve benzeri toplantılar tertiplemek, sesli-görüntülü bant ve film gibi belgeseller hazırlamak şeklinde sıralayabiliriz. 

 

 

 

Salı, 09 Şubat 2010 23:48 tarihinde güncellendi
 

okudukça...


“Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” (Mâide Sûresi: 64.)

Sen Yahudîleri, hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun.” (Bakara Sûresi: 96.)

“Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Ne kötü bir şeydir o yaptıkları!”(Mâide Sûresi: 62.)

“Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” (Mâide Sûresi: 64.)

“İsrâiloğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: ‘Siz yeryüzünde iki kere fesad çıkaracaksınız.’” (İsrâ Sûresi: 4.)

“Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.” (Bakara Sûresi: 60; A’râf Sûresi: 7.)

Yahudîlere müteveccih şu iki hükm-ü Kur’ânî, o milletin hayât-ı içtimâiye-i insâniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müthiş düstûr-u umûmîyi tazammun eder ki: Hayât-ı içtimâiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa’y ü ameli, sermâye ile mübâreze ettirip, fukarâyı zenginlerle çarpıştıran muzaaf ribâ yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud’a ile cem-i mâl eden o millet olduğu gibi, mahrum kaldıkları ve dâimâ zulmünü gördükleri hükûmetlerden ve gâliplerden intikamlarını almak için her çeşit fesad komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor.

Meselâ, “Eğer doğru iseniz, mevti isteyiniz. Hiç istemeyeceksiniz.” İşte meclis-i Nebevîde küçük bir cemaatin cüz’î bir hâdise ünvânıyla, milel-i insaniye içinde hırs-ı hayat ve havf-ı memâtla en meşhur olan millet-i Yehûdun tâ kıyâmete kadar lisân-ı halleri, mevti istemeyeceğini ve hayat hırsını bırakmayacağını ifade eder.

Meselâ, “Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu. (Bakara Sûresi: 61.)” Şu ünvanla o milletin mukadderât-ı istikbâliyesini umûmî bir sûrette ifade eder. İşte şu milletin seciyelerinde ve mukadderâtında münderîc olan şöyle müthiş desâtir içindir ki, Kur’ân, onlara karşı pek şiddetli davranıyor. Dehşetli sille-i te’dib vuruyor.

İşte şu misâllerden kıssa-i Mûsâ Aleyhisselâm ve benîisrâil’in sâir cüz’lerini ve sâir kıssalarını bu kıssaya kıyas et. Şimdi, şu Dördüncü Işıktaki i’câzî lem’a-i îcâz gibi Kur’ân’ın basit kelimâtlarının ve cüz’î mebhaslarının arkalarında pekçok lemeât-ı i’câziye vardır; ârife işâret yeter.

Sözler, s. 366-367

***

Bismihî sübhânehû

[“Onlara zillet ve meskenet damgası vuruldu” (Bakara/61) âyet-i celîlesinin bir nüktesi.]

Aziz Nur kumandanı ve Kur’ân’ın hâdimi kardeşim Refet Bey,

Yahudî milleti hubb-u hayat ve dünyâperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiyâ-yı Benîisrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan’da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.

Şuâlar, s. 435

***

Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir. Evet, her milletten ziyade hırsla dünyaya saldıran Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i kàtı’dır.

...

Hem daire-i insaniye içinde her milletten ziyade hırsla dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti, pek çok zahmetle kazandığı, kendine faydası az, yalnız hazinedarlık ettiği gayr-ı meşru bir servet-i ribâ ile bütün milletlerden yedikleri sille-i zillet ve sefalet, katl ve ihanet gösteriyor ki, hırs maden-i zillet ve hasârettir.

Mektûbat, s. 262

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 5 ziyaretçi çevrimiçi

Günün Karikatürü

Her güne bir karikatür - Her yüze bir tebessüm