Anasayfa Makaleler Teşekkür ederim öğretmenim

Anketler

Kur'an- ı Kerim'i ne sıklıkla okuyorsunuz?
 

Facebook Sayfamız

Sitede Ara

Designed by:
Teşekkür ederim öğretmenim Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 
Yazar Cihan CAMBAZ   

O günü hiç unutmuyorum. Işıktan bir geceydi. Işıktan bir gece mi olur hiç? Olur. İçinde bir ışık yandıysa eğer, işte senin için her şey aydınlanmış demektir. 

 

Bir heyecanla çıkıyordum ki o koca yokuşu... Kilometrelerce uzunluktaki o tepe birkaç metre gibi kolay gelmişti bana. Yeryüzü ayaklarımın altında kayıyordu adeta. Sanki yürümüyor da uçuyordum. Çünkü sana geliyordum öğretmenim.
Sen benim için çok değerliydin. Gözdeydin. Çünkü sen benim öğretmenimdin. Gözümde öyle bir yerin vardı ki bunu sen bile fark edemezdin.
Sen farklıydın. Şimdiye kadar bir çok öğretmenimin yapmadığını yapmıştın. En son 5. sınıfta bir öğretmenimin evine dâvet edilmiştim. Aradan yıllar geçtikten sonra ilk defa lise 2. sınıfta sen beni evine dâvet etmiştin. Neden böyle yapmıştın?
Sahi bize kıymet mi vermiştin?
Yoksa işin aslı bizi sevmiş miydin öğretmenim?
Evet sana geliyorum. Kıyafetlerim gıcır, üzerimde boncuk boncuk bir ter, tertemiz sana geliyorum. Yokuşları aşa aşa geliyorum sana. 
Ve işte geldim. Ağaçlardan görünmüyordu evin. Tatlı çiçek ve gül kokuları arasından geçip zile dokunuyorum. 
Zil seni çağırıyor. Hayır beni, beni çağırıyor. Ya da başka bir ses ve el beni çağırıyor.
Ve sen güleç ve samimî tavrınla işte beni karşıladın. Bu nasıl kucaklamaktır, bu nasıl şefkatli bakıştır? Ben senin evlâdın mıydım öğretmenim? Beni neden öyle içten hasretle bağrına basmıştın? Ahirzaman yangınına düşmüş bu bîçareye niye öyle sımsıkı sarıldın, onu bir şeylerden kurtarmak istermiş gibi?
Evini görmeye gelmiştim. Bunu haketmiştim gerçi. Çünkü sen sınavda 5 (85 puan ve üzeri) alanları evine çaya dâvet ediyordun. Evini çok merak ediyordum. Didik didik göz gezdirecektim evine. Çünkü hiçbir öğretmen evi görmemiştim ki... Melekler nasıl yaşar, nerede yaşar merak ederdim.
Küçük şirin bir odada oturuveriyoruz hemen. Birkaç gençle beraber... Hiç konuşmaya fırsat bulamıyoruz. Zira sen az önce yarım bıraktığın okumana devam etmek üzere bir kitap alıyorsun eline. Kırmızı bir kitap bu. İlk defa görüyorum bu kitabı. Seni dinliyorum…
Çok ciddisin, aynı zamanda çok şefkatle okuyorsun. Sanki kelimeleri dikkatle indiriyorsun aklımıza, kırmadan dökmeden. Yarama merhem sürülüyor gibi hissediyorum. Sanki yıllar sonra ilk defa ruhuma dokunuluyor. Sahi benim bir de ruhum varmış. Fark ediyorum. Tek bedenden ibaret değilmişim. Anlıyorum...
Oku hocam oku. Ne olur sakın kesme. Zira bu benim yıllardır susayıp da içemediğim su. Ne olur durma. Aman kapı çalmasın. Hocam hiç durmasın okusun. Okusun. Okusun. Bu güzel anı kimseler bozmasın. Çay da istemem hocam, ikram da... Bana en büyük ikram budur bu gece. Aradığım susadığım budur. 
“Oku öğretmenim, Bismillah ile başlamak istiyorum.
Oku öğretmenim, gençliğime rehber arıyorum.
Oku... İffetle istikametle yaşamak istiyorum.
Oku... Talebe olmak istiyorum...”
Ahh ne kadar kötü susuzluk. Ohh ne kadar güzel suya kanmak. Vahh ne kadar üzücü sudan uzak yaşamak. Ve ne kadar büyük bir hizmettir susuzlara su vermek. Kalplere nur serpmek...
Ve ben gece… Küçük bir odada büyük bir dünya kuruyorum kendime. Yeni bir dünya. Temiz bir dünya... İnşâallah.
Bir öğretmenin vesilesi ile Risâle-i Nur ile tanışan ben. Öğretmenliğimin ilk günlerinde bu teşekkürü büyük bir borç biliyorum.
Ona;
“Bu çocuk adam olmaz” demeyip, beni Risâle-i Nur’dan mahrum etmediği için,
Haylazlıklarımı ve tembelliğimi (sonra Nurların bereketiyle çok başarılı oldum) görmezden gelip bana değer verdiği için,
“Bu okuldan (lise) adam çıkmaz” demediği için,
“Bu gençlerin burnu havada, Risâle-i Nur’dan anlamazlar” demediği için,
“Benim neyime hizmet, haftada zaten iki gün tatilim var” demediği için,
“Olsun bu gençlerin imansız gitmelerine göz yumamam” dediği için,
“Bu zamanda en büyük hizmet imanın kurtulmasına hizmettir” dediği için,
“Ve her Cuma akşamı mutfağından (eşinin ellerine bin sağlık) bizim için enfes tatlılar hazırlattığı” için TEŞEKKÜR EDİYORUM…

Cihan CAMBAZ / YENİ ASYA

  [[[ TWİTTER da PAYLAŞ! ]]]

okudukça...

İkincisi: Şimdi umum beşerde sulh-u umumî için, yani beşerin ifsad edilmemesi için çareler aranıyor, paktlar kuruluyor. Ve madem bu hükümet-i İslâmiye musalâhat-ı umumiye ve hükûmetin selâmeti için, Yugoslavya’ya, tâ İspanya’ya kadar onları okşayarak dostluk kurmaya çalışıyor.
İşte bunların çare-i yegânesinin bir delili olarak gösteriyoruz ki, tesis edilecek Şark Darülfünununun ilk müteşebbisinin bir ders kitabı olan ve ulûm-u müsbete ve fenniye ile ulûm-u imaniyeyi barıştıran ve bu otuz seneden beri bütün filozoflara meydan okuyan

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 7 ziyaretçi çevrimiçi

Günün Karikatürü

Her güne bir karikatür - Her yüze bir tebessüm

___

twitter da bizi takip edin!