Anasayfa Makaleler Yeni yüzyılın hastalığı: “Hi-ki-ko-mo-ri” (!)

Anketler

Kur'an- ı Kerim'i ne sıklıkla okuyorsunuz?
 

Facebook Sayfamız

Sitede Ara

Designed by:
Yeni yüzyılın hastalığı: “Hi-ki-ko-mo-ri” (!) Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 
Yazar Muhammed ZORLU   

İLK gördüğümde heceleyerek okudum bu kelimeyi. İnsanlığın çağa ayak uyduran hastalık keşfettiğini haberler de öğrendim. Hikikomori, Japonca’da sözcük anlamı “elini ayağını çekmek” anlamına geliyormuş.

Temel ihtiyaçlar dışındaki tüm zamanlarını bilgisayar başında geçirenlere verilen bir ad. Bazen temel ihtiyaçları bile hatıra getirmiyormuş veya ihtiyacını bilse bile gerçekleştirmiyormuş, hastalık işte..
Japon doktor: Tamaki Sait? ‘nun Dünya Tıp Literatürüne kazandırdığı hikikomori hastalığı tek müsebbibi bilgisayar olmadığına da dikkat çekiliyor. İlginç olan bir diğer hususta bu.. Kısaca; Sosyal yaşamdan kopuklukla tanımlanıyor bu hastalık.
Hikikomori, ülkemizi de ilgilendiriyor. İnterneti sıklıkla kullanan ülkemiz, özellikle popüler sosyal paylaşım sitelerinde üyelik sayımızla ismimizi bayağı ilerde duyurduğumuzu! yapılan istatistiklerle öğrenmekteyiz. Ve en çok bu sitelerde vakit öldüren! Ülke de maalesef biziz.  Hastalık kapıda mı içerde mi bilinmez!
14-16 yaşlarında sıklıkla görülen bu hastalıkla birey, iç dünyasına kapanarak çevreye duyarsız hale geliyor. Oyun sayfalarının bağımlısı olan gençler, o an keyif alıyorsa bile bir müddet gerçek hayata dönünce mutsuz oluyor. Ve mutluluğu sanal ortamda arıyorlar böylece.
Hikikomori ile sanal dünyamız gerçek dünyaya ağır basıyor. Bir bakıma sanalla sadece sanmakla kalmayıp, gerçek dünyaymış gibi yaşayabiliyoruz. Dediğimiz gibi ülkemizde bu tehlike oldukça yaygınlaştı. Belki ismini duymamıştınız veya yeni öğrendiniz -zira şu sıklıkla gündemde olan bir kavram- fakat artık bu hastalığa da alışsanız iyi olur. Bu durum özellikle ergen yaşlarda, teknolojiye müptela gençlerde görmek mümkünleşti. Çocuklarınıza aman dikkat!
Uzmanlar bu hastalığın reçetesini bulmaya dursun. Biz çocuklarımıza; sosyalliğin yüz yüze, fıtri olarak gözlerine bakabildiğimiz bir gerçeklikten ibaret olduğunu öğretemiyorsak çağın yeni hastalıkları baş gösterecektir. Bize de sıçrayacaktır!
Vesselam.

MUHAMMED ZORLU  - Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

  [[[ TWİTTER da PAYLAŞ! ]]]

okudukça...

İşte, bahar mevsiminde yaprakların muntazaman çıkması, çiçeklerin mevzunen açılması, meyvelerin hikmetle, rahmetle büyümesi ve dalların ellerinde, mâsum çocuklar gibi, nesîmin esmesiyle oynaması içindeki latîf ağzını gör.

 

 On Dokuzuncu Pencere

“Yedi gökle yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp, Onu tesbih etmesin” (İsrâ Sûresi: 44.) sırrınca, Sâni-i Zülcelâl, semâvâtın ecrâmına o kadar hikmetler, mânâlar takmış ki, güyâ celâl ve cemâlini ifade etmek için semâvâtı güneşler, aylar, yıldızlar kelimeleriyle süslendirdiği gibi, cevv-i semâda dahi olan mevcudâta öyle hikmetler ve mânâlar ve maksadlar takmış ki, güyâ o cevv-i semâyı berkler, şimşekler, ra’dlar, katreler kelimeleriyle intak ediyor ve kemâl-i hikmet ve cemâl-i rahmetini ders veriyor. Ve nasıl zemin kafasını hayvanât ve nebâtât denilen mânidar kelimeleriyle söyleştirip kemâlât-ı san’atını kâinata gösteriyor. Öyle de, o kafanın birer kelimesi olan nebatları ve ağaçları dahi yapraklar, çiçekler, meyveler kelimeleriyle intak edip, yine kemâl-i san’atını ve cemâl-i rahmetini ilân ediyor; ve birer kelime olan çiçekleri ve meyveleri dahi, tohumcuklar kelimeleriyle konuşturup, dekàik-ı san’atını ve kemâl-i rubûbiyetini ehl-i şuura tâlim ediyor.

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 6 ziyaretçi çevrimiçi

Günün Karikatürü

Her güne bir karikatür - Her yüze bir tebessüm

___

twitter da bizi takip edin!