| Yeni yüzyılın hastalığı: “Hi-ki-ko-mo-ri” (!) |
|
|
| Yazar Muhammed ZORLU |
|
Temel ihtiyaçlar dışındaki tüm zamanlarını bilgisayar başında geçirenlere verilen bir ad. Bazen temel ihtiyaçları bile hatıra getirmiyormuş veya ihtiyacını bilse bile gerçekleştirmiyormuş, hastalık işte..
|
okudukça...
İşte, bahar mevsiminde yaprakların muntazaman çıkması, çiçeklerin mevzunen açılması, meyvelerin hikmetle, rahmetle büyümesi ve dalların ellerinde, mâsum çocuklar gibi, nesîmin esmesiyle oynaması içindeki latîf ağzını gör.
On Dokuzuncu Pencere “Yedi gökle yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp, Onu tesbih etmesin” (İsrâ Sûresi: 44.) sırrınca, Sâni-i Zülcelâl, semâvâtın ecrâmına o kadar hikmetler, mânâlar takmış ki, güyâ celâl ve cemâlini ifade etmek için semâvâtı güneşler, aylar, yıldızlar kelimeleriyle süslendirdiği gibi, cevv-i semâda dahi olan mevcudâta öyle hikmetler ve mânâlar ve maksadlar takmış ki, güyâ o cevv-i semâyı berkler, şimşekler, ra’dlar, katreler kelimeleriyle intak ediyor ve kemâl-i hikmet ve cemâl-i rahmetini ders veriyor. Ve nasıl zemin kafasını hayvanât ve nebâtât denilen mânidar kelimeleriyle söyleştirip kemâlât-ı san’atını kâinata gösteriyor. Öyle de, o kafanın birer kelimesi olan nebatları ve ağaçları dahi yapraklar, çiçekler, meyveler kelimeleriyle intak edip, yine kemâl-i san’atını ve cemâl-i rahmetini ilân ediyor; ve birer kelime olan çiçekleri ve meyveleri dahi, tohumcuklar kelimeleriyle konuşturup, dekàik-ı san’atını ve kemâl-i rubûbiyetini ehl-i şuura tâlim ediyor. |



İLK gördüğümde heceleyerek okudum bu kelimeyi. İnsanlığın çağa ayak uyduran hastalık keşfettiğini haberler de öğrendim. Hikikomori, Japonca’da sözcük anlamı “elini ayağını çekmek” anlamına geliyormuş.