Anasayfa Makaleler Hüsnüzan Ve Suizan

Anketler

Kur'an- ı Kerim'i ne sıklıkla okuyorsunuz?
 

Facebook Sayfamız

Sitede Ara

Designed by:
Hüsnüzan Ve Suizan Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 
Yazar Ali SİNOĞLU   

Hüsnüzan, bir insan hakkında güzel kanaat ve düşüncede bulunma, suizan ise kötü kanaat ve düşünce taşıma demektir. Hüsnüzan,  kayıtsız şartsız, doğrudan doğruya, bir mü’minin diğer bir mü’mine karşı olması gerekli olan tavrının ifadesidir.

İnsanlar hakkında mümkün olduğu nispette hüsnüzan etmek elzemdir. Suizanna gelince, ille de olacaksa mutlak manada bir mü’minin, ehli dalalet, iman ve Kur’an  düşmanları hakkında iradi tavır ve davranışın ifadesidir. Bir mü’min, bir mü’min hakkında suizan  ettiğinde, ekseriyet itibarıyla yanılır ve aldanmış olur. Tam aksine, bir mü’min bir kafir hakkında da hüsnüzan  ettiğinde ekseriyet itibarıyla yine aldanmış olur.  Çünkü burada zanların yeri değişmiştir. Hüsnüzan mü’mine, suizan gösterilecek ise o da ehl-i dalalete gösterilmelidir. Bu itibarla,ehl-i imana karşı,onların davranışlarını, müsbete ve doğruya hamledip, haklarında iyi düşünmek bir mü’minlik vasfı ve vazifesi olduğundan, mümkün oldukça ehl-i iman ve ehl-i İslam’a hüsnüzan edilmelidir.

   İmam Birgivi Hazretleri bir eserinde ”Bir mü’min, başka bir mü’mini zina ederken gorse ,birkaç kez gözlerini silmeli, acaba yanlış mı görüyorum? Demeli ve daha sonra emin olduğu zaman da  “Fesüphanallah! Bir mü’min bunu yapmaz. Bu şahıs iyi bir insandı ama nasıl oldu da böyle bir şeye tevessül etti. Allah’ım! Sen  onu affeyle” demeli ve kimseye söylemeden oradan çekip gitmelidir. İşte bir mü’minin  din kardeşi hakkında  yüzde yüz hüsnüzan beslemelidir. Yüce Rabbimiz, Furkan suresinde  “Boş söz ve işlere rastladıklarında vakarla oradan geçip giderler” buyurarak, her hangi bir  nahoş olayla karşılaştığımızda oradan alicenabane geçip gitmemiz gerektiğini işaret etmektedir. Zira bir mü’min, ayet-i kerimenin ifadesiyle etrafına müsamaha ile bakan, affedici olan ve kusurları görmeyen insandır. Evet mü’minin şiarı budur.


    Asrı saadette , yaşanmış olan bir olayı naklederek bu hususta Efendimiz(asm)’ın bize ışık tutacak davranışlarını nazarlarınıza sunmak istiyorum. Nuayman adında bir zat, Bedir’de ikamet etmektedir. O içki yasak edildiği halde koruk gibi meyve ve usarelerden içmeye devam eder ve bir çok kez sarhoş olarak yakalanır ve bir keresinde de Efendimiz (asm)’ın huzuruna  getirilir ve orada bulunanlardan birisi sarhoş olan Nuayman’a bağırarak “Allah senin cezanı versin. Sen ne kötü adamsın, bu kaçıncı oldu bu halinle Efendimiz(asm)’ın huzuruna geliyorsun!” der. Bunu duyan  Allah  Resulü,  “Kardeşinize karşı şeytana yardımcı olmayın. Allah’a yemin ederim o, Allah ve Resulü’nü sever.” buyurdu. İşte Efendimiz’in(asm) bir mü’min hakkındaki muazzam ölçüsü ve bizlerin birbirimize karşı hep bu nazarla bakmamız gerektiğini en güzel örneği. Bir arkadaşımızın olumsuz bir hareketini gördüğümüzde, o arkadaşımız hakkındaki düşüncemiz asla değişmemelidir. Cenab-ı Hak bile bir tek kusurundan dolayı  kullarını  itap etmemiş. O, pek kusurlarımız olduğu halde, yeryüzünü kuşatan rahmet ve şefkatinden dolayı, yağmuru kesmemekte, gökten ve yerden akıp gelen rızıkların önünü almamakta ve biz kullarını aç –susuz bırakmamaktadır. Bu sebeple mü’min, Kur’an ahlakı ile ahlaklanmalı ve kardeşleri hakkında mümkün oldukça hüsnüzan etmelidir.
  

Özellikle seçim sath-ı mailine girdiğimiz bu günlerde  çok daha dikkatli olmamız, ölçüyü kaçırmamamız, şeytandan kaçar gibi din kardeşlerimiz hakkında suizandan uzak durmamız gerekir. Mü’minlere suizan eden bir insan, mizacı bozulmuş bir hastadır ve kalbi kirlenmiş bir vaziyettedir. Bu hastalıktan kurtulmanın çaresi, insanın kendi günahlarına bakmasıdır. Hulasa,hüsnüzan, bir mü’minin diğer bir mü’mine karşı tavrının ifadesidir ki bu ,mü’minleri   birbirine  bağlayıp  perçinleyen   çok önemli bir husustur. Suizan ise sadece Allah düşmanlarına karşı gösterilecek bir tavır olmalıdır.

Netice olarak diyebiliriz ki, insanlar hakkında hüsnüzan etme bir esas haline getirilmeli ve bir disiplin olarak benimsenmeli, zira hamlığımızın gereği,herkes hakkında hüsnüzan edemeyebiliriz, fakat İslamiyet’e  ait  çoğu meselede olduğu gibi böyle bir düşünce tarzı da işletile işletile insan tabiatının bir parçası haline getirilebilir.

Ali SİNOĞLU

  [[[ TWİTTER da PAYLAŞ! ]]]

okudukça...

DÖRDÜNCÜ DEVÂ

Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir.

Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder.

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 6 ziyaretçi çevrimiçi

Günün Karikatürü

Her güne bir karikatür - Her yüze bir tebessüm

___

twitter da bizi takip edin!