| Hüsnüzan Ve Suizan |
|
|
| Yazar Ali SİNOĞLU |
|
İnsanlar hakkında mümkün olduğu nispette hüsnüzan etmek elzemdir. Suizanna gelince, ille de olacaksa mutlak manada bir mü’minin, ehli dalalet, iman ve Kur’an düşmanları hakkında iradi tavır ve davranışın ifadesidir. Bir mü’min, bir mü’min hakkında suizan ettiğinde, ekseriyet itibarıyla yanılır ve aldanmış olur. Tam aksine, bir mü’min bir kafir hakkında da hüsnüzan ettiğinde ekseriyet itibarıyla yine aldanmış olur. Çünkü burada zanların yeri değişmiştir. Hüsnüzan mü’mine, suizan gösterilecek ise o da ehl-i dalalete gösterilmelidir. Bu itibarla,ehl-i imana karşı,onların davranışlarını, müsbete ve doğruya hamledip, haklarında iyi düşünmek bir mü’minlik vasfı ve vazifesi olduğundan, mümkün oldukça ehl-i iman ve ehl-i İslam’a hüsnüzan edilmelidir. İmam Birgivi Hazretleri bir eserinde ”Bir mü’min, başka bir mü’mini zina ederken gorse ,birkaç kez gözlerini silmeli, acaba yanlış mı görüyorum? Demeli ve daha sonra emin olduğu zaman da “Fesüphanallah! Bir mü’min bunu yapmaz. Bu şahıs iyi bir insandı ama nasıl oldu da böyle bir şeye tevessül etti. Allah’ım! Sen onu affeyle” demeli ve kimseye söylemeden oradan çekip gitmelidir. İşte bir mü’minin din kardeşi hakkında yüzde yüz hüsnüzan beslemelidir. Yüce Rabbimiz, Furkan suresinde “Boş söz ve işlere rastladıklarında vakarla oradan geçip giderler” buyurarak, her hangi bir nahoş olayla karşılaştığımızda oradan alicenabane geçip gitmemiz gerektiğini işaret etmektedir. Zira bir mü’min, ayet-i kerimenin ifadesiyle etrafına müsamaha ile bakan, affedici olan ve kusurları görmeyen insandır. Evet mü’minin şiarı budur.
Özellikle seçim sath-ı mailine girdiğimiz bu günlerde çok daha dikkatli olmamız, ölçüyü kaçırmamamız, şeytandan kaçar gibi din kardeşlerimiz hakkında suizandan uzak durmamız gerekir. Mü’minlere suizan eden bir insan, mizacı bozulmuş bir hastadır ve kalbi kirlenmiş bir vaziyettedir. Bu hastalıktan kurtulmanın çaresi, insanın kendi günahlarına bakmasıdır. Hulasa,hüsnüzan, bir mü’minin diğer bir mü’mine karşı tavrının ifadesidir ki bu ,mü’minleri birbirine bağlayıp perçinleyen çok önemli bir husustur. Suizan ise sadece Allah düşmanlarına karşı gösterilecek bir tavır olmalıdır. Netice olarak diyebiliriz ki, insanlar hakkında hüsnüzan etme bir esas haline getirilmeli ve bir disiplin olarak benimsenmeli, zira hamlığımızın gereği,herkes hakkında hüsnüzan edemeyebiliriz, fakat İslamiyet’e ait çoğu meselede olduğu gibi böyle bir düşünce tarzı da işletile işletile insan tabiatının bir parçası haline getirilebilir. Ali SİNOĞLU |
okudukça...
DÖRDÜNCÜ DEVÂ Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. |



Hüsnüzan, bir insan hakkında güzel kanaat ve düşüncede bulunma, suizan ise kötü kanaat ve düşünce taşıma demektir. Hüsnüzan, kayıtsız şartsız, doğrudan doğruya, bir mü’minin diğer bir mü’mine karşı olması gerekli olan tavrının ifadesidir.