| Latin Amerika da hizmet inkişafı var.. |
|
|
|
Risaleleri ve Aziz Üstadımızı bilen ve nur talebelerine karşı muazzam bir muhabbet taşıyan fakat henüz hiç Risale okumamış olan Fathi abi sanki senelerdir nur talebesi ve biz onları senelerdir tanıyormuşuz gibi bize ilgi, alaka gösterdiler ve her konuda yardımcı oldular ve oluyorlar.
Buenos Aires’e ayak bastıktan iki gün sonra Rabbimiz bize içindeki eşyalarla beraber hiç kullanılmamış bir medrese nasib etti. Şehrin merkezinde olan bu medresemiz yirmi bin metre kare üzerine inşa edilen ve içinde bir spor kompleksi ve iki okul bulunan Kral Fahd camiine otobüsle 10 dk uzaklıkta. Bu camiye de gidip çok kişilerle tanıştık. Üstadımızdan Risalelerden bahsettik. Bunun yanı sıra bize metro ile yarım saat uzaklıkta bulunan ve mısırlıların alakadar olduğu diğer bir camiye de gidip en başta imam ve müezzinle tanışıp kitaplarımızı hediye ettik, çok memnun kaldılar. Cemaattan de çok kişilere kitap verdik.
Yine camide tanıştığımız ve sonradan arapça Hutbe-i Şamiye ve Uhuvvet risalelerini verdiğimiz aslen mısırlı Usame isminde avukat bir zatı kitapları okuduktan sonra, medresemize davet ettik. Çok memnun olup dershanemize geldi. Arapça ders esnasında “Maşaallah Şeyh Bediüzzaman bu kelimeleri nerden bulmuş, ben anlıyorum ki o direkt Kurandan ders veriyor.” Mealinde hissiyatını beyan etti ve bize Risalelerin neşri hususunda yardım edeceğini belirtti ve hemen ne gibi planlarımız olduğunu sordu.
Buranın insanları genellikle cana yakın, samimi, saygılı insanlar. Geleli iki hafta oldu ve üç dilde (Arapça, İspanyolca ve İngilizce) derslerimiz oldu. Erkekler arasında da Hanımlar arasında da dersler başladı, risale okuduklarında çok beğendiklerini ve aşk ve şevkle Nurlara sarıldıklarını müşahede ediyoruz. Burada tanışabildiğimiz herkese taksi şoföründen, manava, ayakkabıcıya, otobüste, durakta, metroda hemen hemen merhaba değimiz herkese kitap verdik.
Cenab-ı Hakka yüz binlerce şükürler olsun ki daha yola çıkmadan düşündüğümüz ve dertlendiğimiz tercüme hususunda da bize öyle bir kapı açtı ki hayretler içinde kaldık. Tanıştığımız iki zat'a, birisi sonradan Müslüman ve aslen Arjantinli, kitaplarımızı verdiğimizde tercüme hususundan da bahsettik. Onlar bu konuda bize yardım edebileceklerini söylediler. İkisi de İngilizce öğretmeni olan bu zatlar kariyer ve tecrübe sahibi önceden kitap tercümesi yapmış kişiler.Hatta bu yerli alan kardeşimiz konusunda profesyonel birisi. Haftada 18-20 saat ikisi ayrı bir şekilde çalışıp yani toplam 35-40 saat çalışarak tercüme işiyle alakadar olacaklar. Önümüzdeki altı ay zarfında inşaallah büyük risalelerden 2-3 kitap basmayı planlıyoruz. Ve bir ay gibi bir zaman dilimi içinde de bize en elzem olan küçük kitaplardan 5-6 tane basmayı planlıyoruz… Müstecab Dualarınız istirham ediyoruz.. Buraya geldiğimizde Aziz Üstadımızın Emirdağ Lahikasında buyurdukları: “Bu zamanda onun bir mu'cizesi ve nuru olan Risale-i Nur dahi, felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalalet-i ilmiyeye karşı avam-ı ehl-i imanın taklidî olan imanlarını, o dalalet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp, umum ehl-i imana bir nokta-i istinad ve yakın ve uzaklarda olanlara dahi, zabtedilmez bir kal'a hükmüne geçmiştir ki; bu emsalsiz dehşetli dalaletler içinde, yine avam-ı mü'minînin imanını şübhelerden ve İslâmiyetini hakikatsızlık vesveselerinden muhafaza ediyor.” manasını ve burada en başta ehl-i imanın Risale-i Nur’a ne kadar şedid ihtiyaç içinde bulunduğunu idrak ettik. Dua bekleyen aciz kardeşleriniz Haber Kaynağı: SentezHaber - Haber Merkezi
Muhammed ZORLU -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|
okudukça...
| Denizli hapsinden tahliyemizden sonra meşhur Şehir Otelinin yüksek katında oturmuştum. Karşımda güzel bahçelerde kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gàyet latîf, tatlı bir sûrette hem kendileri, hem dalları, hem yaprakları, havanın dokunmasıyla, cezbedarâne ve câzibekârâne hareketle raksları, kardeşlerimin müfârakatlarından ve yalnız kaldığımdan, hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti. Birden güz ve kış mevsimi hatıra geldi ve bana bir gaflet bastı. Ben, o kemâl-i neşe ile cilvelenen o nâzenin kavaklara ve zîhayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu. |



Arjantin, Türkiye’den 14 bin km uzaklıkta ve yüzölçümü Türkiye’nin 3.5 katı olan bir ülke.